İnsan İnsana Emanettir

Bu dirilişin heyecanıyla nefretin yerini merhamet; kinin yerini kardeşlik; şirkin yerini tevhid; batılın yerini hak; karanlığın yerini aydınlık; maddenin yerini mana; alışkanlıkların yerini aşkınlık; hüsranın yerini gufran; küfranın yerini şükran; kabuğun yerini çekirdek; aracın yerini amaç; malumatın yerini marifet; sözün yerini davranış; rivayetin yerini riayet; tasarrufun yerini tasadduk; israfın yerini paylaşma; hırsın yerini huzur; tamahın yerini kanaat; benliğin yerini birliktelik; Kabil’in yerini Habil, hevanın yerini takva, yatağın yerini seccade; öfkenin yerini itidal alsın.

Hz. Havva’dan Günümüze Kadın 2.cilt

Aksine yukarda sözü edilen “geleneksel” İslâm anlayışı ile Rahman’ın kelamını karşılaştırmayı amaçlamakta ve 75 ayette zikredilen AKIL nimetine davet etmektedir. Dolayısıyla eserin her bir harfi Rahman’ın kelamı ile örtüştüğü sürece doğruluğa ulaşır.

Hz. Havva’dan Günümüze Kadın 1.cilt

“İslam, cinsiyetler arasında çatışmayı değil; adalet, merhamet, sevgi, uyum ve tamamlayıcılığı esas almıştır. Buna göre kadın ve erkek arasında mutlak üstünlük iddiası her iki tarafın yaratılış özellikleri ile bağdaşmamaktadır. Üstünlük cinsiyette değil, sahip olunan değerlerde aranmalıdır. İslam, bu konudaki adaletsizliği ortadan kaldırmak için gerekli düzenlemeleri yapmış, kadına hak ettiği konumu ve saygınlığı kazandırmıştır. Tarihi süreçte kadın aleyhine oluşan birtakım olumsuzluklar dinin maksat ve hedefleri dikkate alınarak yeniden değerlendirilmeli, İlahiyat ve İslami İlimler fakültelerinde bu konudaki çalışmalara ağırlık verilmelidir.”

Yürek Ülkesi

Bugün zulüm karşısında susan dilim ve bir türlü yerinden doğrulamayan ellerimin yarın aleyhimde yapacağı şahitlikle mazluma yardım etmek yerine ona vermeye çalıştığım aklımla yüzleştirileceğimin bilincinde; gözümü, elimi, kulağımı, ayağımı ve gönlümü kelimelerin gücünde mi, tesbihlerin tıkırtısında mı, gafletin kucağında mı, ârifin sükutunda mı, aşıkların nazarında mı, gecelerin koynunda yahut da gündüzün keşmekeşinde mi inşa ederim bilmiyorum.

Ve Kader Gayrete Aşıktır

Stok kodu: K9-VivJ-1 Kategoriler: Eserleri, Roman Setleri, Yazılmakta olan eserleri Etiketler: Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu, Ve Kader Gayrete Aşıktır

Kerbübela Romanı 4.cilt

Aldığı teyemmümle namazını eda ederek, alnını kapandığı secdeden hiç kalkmayacakmış gibi Kerbelâ’nın adeta ateş püsküren toprağına yapıştırdı. Zira yüreği yağmur bulutu gibi iyice dolmuş, sağanak halinde boşalmaya hazırdı.

Kerbübela Romanı 3.cilt

Siz ayrılırsanız Hamzalar şehit düşecek meydanlarda. Hintlerin öfkesi ve kini dünyayı esir alacak. Ebu Süfyanların develerinin sırtındaki “yük” dünyanın “şerefi” olacak. Ebubekirlerin sıdkı tarihe karışacak. Ömerlerin adaleti yetimin, kimsesizin, mahsunun, sahipsizin, ezilmişin, yolda kalmışın gözlerine değil; muktedirlerin iki dudağına hapsolacak! Osmanların kanı mushafa bulaşacak. Alileri meydanlarda yıkamayanlar hırsın zehirli oklarını fırlatacak. Ebuzerrler Rebezelerde yetimliğe mahkum edilecek. Alemlere rahmet olanın tevazusunun karşısına Muaviyelerin görkemli sarayları inşa edilecek! Hasanlara ihanetin zehri içirilecek. Hüseyinlere Kerbelâlarda tuzaklar kurulacak.

Kerbübela Romanı 2.Cilt

Bizim bu sorulara verdiğimiz cevaplar, o cevapları verirken kullandığımız her bir kelimeye kalbimizce yüklenen mânâ ve o mânâyı hayatımıza tatbik etme biçimimiz, Müslümanlık kalitemizin de mihengidir aynı zamanda.

Kerbübela Romanı 1.Cilt

Dillerinde senin adını ananların, günde beş vakit sana esenlik dileyenlerin; sırf baş olmak uğruna, evlatlarını parelemesinin, ihanetlerinin, dünyalarını ukbalarına satmalarının hikayesidir bu, çağlardan beri dillendirilen. Esfeliyetin, vicdansızlığın, kalleşliğin resmidir çizilen. Buram buram rahmet kokan, merhamet dağıtan, şefkatle kucaklayan yirmi üç yıllık okumana saplanan zehirli bir hançerdir yüzyıllardır kanayan.

Geceye Bir Güneş Çizdim

“Onu o kadar çok özledim ki öğretmenim. Belki aynı rüyayı tekrar görürüm belki rüya kaldığı yerden devam eder, annem gelir ve başımı okşar diye tekrar uyuyor, uyanmak istemiyorum; ancak rüya kaldığı yerden devam etmiyor.”

Galiba Yanlış Anladık 2.cilt

Yanlışları yokmuş gibi görmeye devam edersek yanlışın bir parçası olacağız. Doğruyu söylemeden, doğruca eylemeden sadece “yanlış var” diye bağırırsak vicdanımızı sahte bir teselli ile avutacağız. “Birileri artık bu yanlışları düzeltmeli” deyip kenara çekilirsek yükü omuzlamanın külfetinden, eleştirmenin kolaycılığına kaçmış olacağız. “Kendimi düzeltirsem yeryüzü bir yanlıştan kurtulacak” şuuru içinde emrolunduğu gibi dosdoğru olmak kaydıyla yaşamaya gayret edersek, işte o zaman gerçekten bir şey yapmış olacak ve kim bilir belki de o zaman gençlerimize yaşayan bir örnek olarak hem kendimizi hem de onları ateşten kurtaracağız.

Galiba Yanlış Anladık 1.cilt

Yanlışları yokmuş gibi görmeye devam edersek yanlışın bir parçası olacağız. Doğruyu söylemeden, doğruca eylemeden sadece “yanlış var” diye bağırırsak vicdanımızı sahte bir teselli ile avutacağız. “Birileri artık bu yanlışları düzeltmeli” deyip kenara çekilirsek yükü omuzlamanın külfetinden, eleştirmenin kolaycılığına kaçmış olacağız. “Kendimi düzeltirsem yeryüzü bir yanlıştan kurtulacak” şuuru içinde emrolunduğu gibi dosdoğru olmak kaydıyla yaşamaya gayret edersek, işte o zaman gerçekten bir şey yapmış olacak ve kim bilir belki de o zaman gençlerimize yaşayan bir örnek olarak hem kendimizi hem de onları ateşten kurtaracağız.